Aman Hoca Kurtar Bizi Bu Fillerden

Ekim 4, 2008

Hocamız bu aralar İstinye Park, Kanyon gibi mekanlarda dolaşıp alışveriş ve piyasa merakına sarmış. Hocam herşey iyi güzel de şu Zeki Müren stili gözlükler takmaya başlamışsın ya aman haaa. Yanlış anlaşılır diye korkuyorum hocam.

Bi de aman hocam fazla acı yeme galiba basur sıkıntısı çekiyormuşsun, hocam aman kimsye elletmicem diye bagajı bez bağlamaya başlamışsın, biraz rejim kurtarır hocam. Kilo vermişsin ama baharattan da uzaklaş biraz yeni gibi olur.


BAZI AÇIKLAMALARIMIZ ENGELLENDİ

Mayıs 10, 2008

Kasım ayında açıklayacağımızı söylediğimiz bazı belgeleri bazı arkadaşlarımıza zarar gelmemesi için açılayamadık özür dileriz.


UZUN ZAMAN SONRA MERHABA

Mayıs 10, 2008

Arkadaslar,fitikado nun peşindeki erkek kardeşlere sormak istediğim birşey var:

Kızlarla ilişkiye girmenin vebalini nasıl taşıyacaksınız. Fıtık size “lems” olmazsa cinsel ilişki olmaz dedi Allah Rızası için okuyun hiç tutarlı bir yanı var mı?

O zaman iki erkeğin yapacağı ilişki de “lems” olmaz o zaman ibnelik helal mi olmuş olur.

HAA Fitik o konuya da “O Lut zamanının şeriatıydı” diye izah getirmişti. Bu Fıtığın zaten Ardaya sarktığı falan iddialarıda var aman dikkat kardeşler.

Hz. Yusuf kendisine sarkan vezirin karısına nefsi istediği halde hareket yapmamış acaba bu ictihadla durumu kurtaracak bişiler yapmazmıydı.

Zina ile ilgili ayetleri okuyun ve vicdanınızla karar verin, Allah’tan korkun.


Artık vakti geldi…

Kasım 27, 2007

Değerli arkadaşlar,hep Hoca casusluk yapacak değil ya bu sefer gizli çekimler ve ses kayıtlarını biz ifşa edeceğiz.

 Muritlerin kendi aralarındaki konuşmaları,turnike olayının gerçek görüntüleri ve turnike organizasyonu nasıl olur canlı yaşayın , hocanın derslerinin ses kayıtları, kızlara neler anlatılıyor, hocaya gitmeden önceki son ana kadar geçen saatler ve hocadan  sonrası , çok taze olarak hepsi 2007 nin haberleri bekleyin 2008  içinde hocanın başına ne işler açacak,mahkemeden 3 gün önce…

Bekleyin geliyor…


BU YAZI CEMAATTEKİLERE

Ağustos 16, 2007

Adonun samimi olduğu zamanlar vardı,hepimizin çok samimi olduğu zamanlar vardı. Adonun akademide tebliğ yapması, evden okula yürümesi bütün parasını tebliğe harcaması…

Bunların hepsinin yalan olduğuna inanmak çok zor.Ayrıca kendimden biliyorum o zamanlar çok samimiydim.

Peki ne zaman ipin ucu kaçtı?

1-cinsellik

2-para

Kuran da bütün elçiler sizden bir ücret istemiyorum diye geliyorlar(ve istemiyorlar) ama Ado ücret istemiyorum diyor ama istiyor.

İnfağın dinin temeli doğru, ama 500 milyona çalıştığım zamanlar  oldu bir çok bacının da…O paraları karıya kıza mı harcamak gerekirdi…Veya Adonun kıçının altındaki 4.000Euroluk yastıklara 25.000 Euroluk halılara, 250.000Euroluk hamamlara…

Hz. Süleymanın sarayı yaptığı gibi tebliğ amacıyla güzel evler saraylar yapılabilir, mescidlerde en güzel kıyafetler takılar giyilir,nişanlı güzel atlar da hazırlanır. Bunların mantığını zaten anlıyoruz.

Oysa sırf kendisini girebildiği saray,misafirleri de dışarıda ağırlıyorsa çok mantıklı değil.Lüks mobilyalar bir tek onun keyfine hizmet ediyorsa Kuran mantığının dışında olur.Yani şöyle düşünün Hz. Süleyman saray yapmış ama kirlenmesin diye kimseyi almıyor, bi tek kendisi karı kızla takılıyor…

Bunlar paranın harcandığı yerler peki ya bulunma yolları?

“Babanın parasını alsan bişi olmaz zaten senin” bu tokatlamaya başlama anı…

Akrabanın malı da helal…

Sonra dışarıdaki yabancının malı da…Kandırıp tokatlayabilirsin…Zaten İslama harcıyacağız…(yani senin fıtıklı çükünün keyfine)

Peki kızlar kitabı reddediyorsa helal saydığın oral ve anal ilişki, sonra nasıl müslüman kızlara  da uyguladın.Kendine kız getirmek için tüm cemaati seferber etmek de nesi?….

İçerideki bütün bacılar,cariyeler,kızkardeşler,erkek kardeşler ne olur Allah rızası için dinleyin ve düşünün…

Cemaatin ana faaliyeti Adoya karı bulamak ve keyfi için uğraşmak değil mi?

Kitap ve filmler bile amacından sapıp sadece onun mehdiyetini ispata çalışmıyor mu?

El insaf yahu?Hani Mehdi mehdiyim demezdi?Daha nasıl denir…

Adoya niye soru sorulmuyor?Her şey kağıtta gidip geliyor?

Size Adonun yıllarca sizi…bizi yönetebilmesindeki sırrı söyleyeyim mi?

Bacıları kardeşlerle,cemaattekileri dışardakilerle,kimseyi kimseyle konuşturmaması…

Bu olayın başında her şey konuşulur tartışılırdı.

Artık fikirleri söylenemediği,düşünce suçu sayılan bir cemaatte yaşıyorsunuz.Düşünmek yasak,araştırmak yasak,konuşmak yasak…Sadece izin verilenleri konuşup örnek veriyorsunuz…Adonun fikirlerine delil getiriyorsanız ne ala…Aksi ise fitne sayılıyor.Birbirinizi korku güven haberi mantığıyla ispiyonlayarak daha başlamadan her düşüncenin başını ezen bir mekanizma da kurmuş.

Ado resulse bir çok şey doğru olabilir, o zaman ben de misal veriyorumdur…Ama ya değilse…O zaman resul olmadığı halde öyle davranarak safatoriklik yapıyorsak?

Kurana bakmak lazım:Peygamberlere sapıklık suçlaması yapılıyor-Ado yada yapılıyor,ama Ado sapık peygamberler değil.

Peygamberlere çıkar suçlaması yapılıyor-Adoya da,ama peygamberler her şeyi Allah rızası için yapıyor Ado kendi keyfine.

Peygamberler deli deniyor-Adoya da ama peygamberler değil,Ado ise raporlu deli-Yanlış anlamayın terelelli diil saplantılı- 

Kısaca Peygamberler yapılan suçlamaları mumin alameti olarak alıyor bunları da öyle alacak biliyorum ama dışarıda ki her deli kendisini peygamber ilan ederse, ya her sapık bunu yaparsa ne olur.

Her şeyden önce bütün taşların yerine oturması lazım,Adonun her yaptığı yanlış demiyorum zaten sorun da bu… Başta yaptığı bir çok şey doğru ve samimi, ama yine Kuran mantığıyla bakalım Samirinin yaptığıda bu değilmi gerçeğin içine sadece bir avuç katması…

Kuran yeterli mantığı-ki Ado Edip Yüksel den arakladı-Adonun en kuvvetli silahıydı. Bir de Allah rızasının en çoğu-ki Adoda artık esamesi  okunmuyor, sadece bacıları evliliğe ikna ederken kullandı-Kuranın şifreleriydi,ve samimiyet ki artık o da yok.

Ne olur iyi düşünün!

  • Bir çok kişi artık dışarıda birşey yapamayacağı için çaresizlikten cemaatte kalıyor.
  • Bir kısmı da buradan sebepleniyor geçiniyor. Sapık duygularını tatmin eden Adoya yalakalık millete zulum yapan Adonun maşaları da var tabii.
  • Ama en önemlisi hala samimi bir çok insan var inanıyorlar-ki onlar tutuyor bu topluluğu birarada-samimiyetle.

Kuran bu sözlerle dolu:Akletmezmisiniz?Düşünmezmisiniz?

Lütfen akledin ve düşünün.


Adoya giden kızlar(alıntı)

Ağustos 15, 2007

Ado Tayfasından Birileri İle Tanışan Bir Kızın Başına Geleceklerin Kısaca Anlatımı : 

Bir Adocunun sizi nasıl kandıracağını, sizi nasıl etki altında bırakabileceğini, sizi hangi adi metotlarla sevginizi,iyi niyetinizi,vücudunuzu, hayatınızı nasıl esir alacağını bilemezsiniz. Bu durum onlara o kadar doğal geliyor ki vicdanları tamamen kapanmış insanlar oldukları için sizin aşkınızı sevginizi çocuksuluğunuzu iyi niyetinizi harcarken bir saniye bile vicdanları sızlamıyor. Çünkü o an itaat ettikleri ve abilerine yarandıkları için büyük bir mutluluğa sahip oluyorlar.Sizin hiçbir öneminiz yok onlar için.. 

Adocu yakışıklı erkekleri her yerde görmeniz mümkün.. En lüks kafeler de,üniversite kantinlerinde, lise kapılarında her yerde.. en çok bulundukları yerler bebek,etiler,caddedir.Audi marka arabalar, jaguarlar en lüks arabalarda dolanırlar buralarda.. sizi sokakta yürürken bir kafe de otururken biranda yanınıza kibar bir üslub ile gelip kartlarını uzatabilirler.Ajans sahibi olduklarını veya bir kozmetik şirketi sahibi olduklarını söyleyebilirler.sizi işyerlerine veya bir kafe ye davet ederler..Giyiniş tarzları çoğunlukla takım elbise olup çok şık kıyafetler seçerler.. 

Tanıştıktan sonra, 1-2 sefer kafelerde oturup size ilk yalanlarını söylemeye başlarlar.En iyi üniversitelerde okuduklarını kuzenleriyle yasadıklarını, kendi ruh ikizini aradıklarını,evlenmeyi istediklerini ama etrafta kendine uygun kız bulamadıklarını zırvalarlar.. 

Evlerine sizi götürdüklerinde Versace koltuklar, antika eşyalarla karşılaşırsınız.. Evler beylerbeyi, çengelköy, kandilli, anadolu hisarındaki sitelerde, etiler, bağdat caddesi, acıbadem ve Kadıköy  tarafındadır. Bir çok erkek görürsünüz evlerde.. Sürekli birileri girer ve çıkar evlerden..sizinle ilk cinsel deneyiminizde size yaklaşımında bir tuhaflık olduğunu sezersiniz. Çünkü size anal ve oral yoldan ulaşmaya çalışırlar.. Evlenmeden önden birleşmenin haram olduğunu söylerler size.. tabi artık size tebliğ yapmaya başlamışlardır.. Bilimsel olarak Kuran ayetleriyle size bir şeyler anlatmaya başlarlar..Evde karşılaştığınız erkekler size ilk basta çok sıcak davranır. konuşma tarzları aynıdır.. Çok acaib, süper, makul kelimelerini çok kullanırlar.

Tabi size öyle aşk masalları okurlar ki inanamazsınız, karsınızda size delice aşık bir erkek hayallerinizdeki erkeği canlandırırlar size.. Tabi aşık olduğunuz bağlandığınız an tüm çirkinlikler başlar.. Sizin için en iyisini istediklerini sizin ahiretinizi düşündüklerini söyleyerek isteklere başlarlar.. 

Ado gerçeğiyle artık karşı karşıyasınızdır.. size 99 olaylarının gerçek olmadığını sadece komplo olduğunu sürekli anlatırlar.. Siz inandığınız zaman ve artık bu gerçeği kabullendiğiniz zaman cemaatin sapkınlıklarıyla karşılaşacaksınızdır.. Sizin en yakın arkadaşlarıyla cinsel olarak beraber olmanızı bunu kibirinizden, bencil duygularınızdan kurtulmanız için en iyi yol olduğunu, anal ve oral seksin haram olmadığını, kendi kız kardeşleri bile olsa aynı şeyi yaşadıklarını, evlenmek için bunun gerektiğini, yüzlerce kızla beraber olduklarını bu yüzden evlenecekleri kızın tecrübeli olması gerektiğini söylerler… Allem eder kullem eder sizi ikna ederler..

Cemaatten diğer erkeklerle cinsel olarak birleşmeye başlamışsınızdır artık.. neyin içinde olduğunuzu ne yasadığınızı anlamadan sizi Adonun yanına götürecekleri, Adonun izni olmadan evlenemeyeceğinizi söylerler.. Adonun yanına giderken iç çamaşırınızı giymemenizi, topuklu giymenizi, kısa etek üzerinizde bulunmasını isterler..Bunun sebebini Adoyu doktor gibi görmeniz gerektiğini, vücudunuza bakıp hastalıklarınızı söyleyeceğini, cemaat içerisinde özellikle Adoya karşı kibir beslememeniz gerektiğini(yani enaniyetli olunmaması gerektiğini) , o nun sizin ahiretinizi düşünen sizi en çok sevecek şevkat gösterecek insan olduğunu söylerler..  

Ve artık Adoylakarşı karşıyasınız.. Adosizi görünce ilk basta size iltifatlar yağdırmaya başlar. Sonra eteğinizi kaldırmanızı ister cinsel organınızı eller,belinize bakar..kilo al kilo ver tarzında nasihatlar da bulunur.. Çok kadınsı bi güzelliğin var, çok saf samimisin gibi konuşmalar yapar.. Daha sonra  erkek arkadaşınızla evlenebileceğinizi hatta düğün tarihini bile koyar Ado..ama bunlar sadece kandırmak sizin tamamen Adoya teslim olmanız için yapılan bir oyundur aslında.. bu gerçeği sadece siz bilmezsiniz herkes rolünde tecrübe sahibi olup defalarca bu rolü aslında üstlenmiştir.. bu seferki kurban sizsinizdir!!! 

Ama evlenmeniz için şartlar vardır.. samimi mümin olmanız gerekmektedir. Samimi müminliğe giden yol yataktan geçer onların inanışlarına göre..Her türlu cinsel yönden tecrübe sahibi olup kardeşlerinizi tatmin etmeniz gerekmektedir.Siz hala tüm cemaatin erkekleriyle seks hayatınız devam etmekte bir yandan da Adonun tacizlerine maruz kalmaktasınızdır..

Ve sürekli itaat etmeniz gerektiğini telkin etmeye başlarlar.. Siz hayır dedikçe daha çok üstünüze gitmeye psikolojik olarak baskı yapmaya onu evet çevirene kadar uğraşırlar  en sıkıştıkları anda iste tehditlere maruz kalırsınız aa bak erkek arkadaşının hiç hoşuna gitmeyecek bu durum sen onu sevmiyorsun senin gözün dışarı da tarzı laflarla çaktırmadan tehdit ederler.. bu sırada artık erkek arkadaşınızla aranız tamamen açılmıştır. benimle evlenmek istiyorsan kardeşlerin sözlerini dinlemen gerekir tarzı ikazlarda bulunur..sevgiliye duyulan sevginin şirk olduğunu sadece ve  en çok Adoyu  sevmeniz gerektiğini söylerler.. 

Ve artık Ado sizi kesinlikle istediğine karar verdiği an bittiğiniz andır.. artık aklınızın vicdanınızın kapalı olduğu andır.. Geleceğinizin bittiği,güya biz mehdinin askeri olduğunuzu inandığınız,ailenizden koparıldığınız,her gün her an aşağılanma yaşacağınız, duygularınızın köreltildiği,artık bir robot haline gelmeye başladığınız andır.!!!!

Bir ruh hastasının elinde oyuncak olmuş insani duygularınızdan arınmaya başladığınız andır!! Bir domuzdan farkınız kalmayacaktır bundan sonra…. 


Cemaattekilere

Ağustos 14, 2007

Dışarıyla konuşmak yasak biliyorum,ama bir şekilde konuşmanız lazım.Sizden istediğim tek şey düşünmeniz ve kimseye söylemeden mail atmanız.İsimsiz…

İster hakaret edin ister soru sorun ama ne olur düşünün.Yardımcı olabileceğim birşey varsa olacağım.

Sadece haberiniz olması gereken şeyleri bilin…


Hocanın Mucizeleri

Ağustos 11, 2007

Peygamberler Kuran’da hep kendilerinin sıradan insan olduklarını vurgularlar. Bu şekilde insanların Allah’a yönelmeleri sağlanır. Fakat hoca kendisini insan üstü bir varlık gibi gösterme çabası vardır.

Kendisine menkibeler üretir. Bunlardan bir tanesi Karınca mucizesi. Bunu D. Ü isimli kızla birlikte planlamıştı. Ben buna aralarındaki konuşmaya şahit olduğum için biliyorum. Onlar insanları kandırmak için plan yaparken, ben de kulak misafiri olmuştum. Mutfak tarafında konuşuyorlardı. Ben de kapının diğer tarafında olduğum için beni görmediler.

Daha sonra kızlarla hoca bir araya geldik konuşurken, D. Ü. İçerinden gelip karıncaların banyoyu bastığını söyledi. Hoca da git onlara söyle hocamız gelince sizi öldürecek dedi. Bir süre sonra D. Ü  tekrar kontrol için banyoya gittiğinde karıncaların gittiğini söyledi. Bu mucize diye anlatılmaya başlandı. Süleyman peygamber nasıl karıncalara söz geçiriyorsa, hoca da söz geçirdiği ballandıra balandıra anlatıldı. Oysa tümü uydurmaydı ve D. Ü.  İle tezgahlanmıştı.

Bu benim ayrılmamı hazırlayan süreç oldu. Tepki almamak için yavaş yavaş ayrıldım. Fakat yine de benimle uğraşıp iftira attılar.

İşte Hoca nın mucizesi böyle bir şeydir. Tümüyle yalancı bir insandır. İnsanları kandırmak  için böyle olaylar uydurur. Cinin olduğunu söylemesi de böyle bir uydurmadır. Başkasından duyduğu şeyleri cinlerden öğrendim diye başkasına anlatır. Hocamız bak nasıl bildi diye de yardakçı kızlar bunu birbirine aktarır. Oysa ortada tam bir balon var.


AİLELERE ÇAĞRI

Temmuz 23, 2007

Fıtık hoca yaptığı rezillikleri sıkışınca özür dileyerek kapatmaya çalışır. Daha önce cezaevine girince nasıl zavallı olduğunu ve herkesten özür dilediğini herkes gördü.

Şimdi yine cezaevine gireceğini anlayınca 180 derece tekrar dönüş yapacak, daha doğrusu yapmaya başladı.

Artık kimse bu yalanları yemeyecek. Şu anda bu meczupla mücadele eden biz aileler varız. Yakında tekrar bu meczup cezaevine girdiğinde, tüm ailelerin şikayetlerinde ısrarcı olması ve bu rezil herifi layık olduğu yere tıkması  çok önemli.

O yüzden çocuklarınızın size gelip iyi geçinmeye çalışmasına kanmayın. Bu sadece Fıtık hocanın onları yönlendirmesiyle yapılan şeylerdir. Çocuklarınızı kazanmaya çalışın ama şikayetinizden vazgeçmeyin.


YAŞLI PROFESÖR FITIK ADO’YA MEYDAN OKUDU. ADO’DAN CEVAP YOK

Temmuz 23, 2007

Fıtık hoca kendi yazdığını iddia ettiği kitaplarla benlik duygusunu tatmin etmeye çalışıyor. Ama herkes o kitapların hiç birisini fıtık hoca tarafından yazılmadığını biliyor. Hatta bir televizyon programında yaşlı bir tıp profesörü fıtık hocayı davet edip, yazdığını iddia ettiği kitaplardan herhangi bir tanesi üzerinde tartışalım demişti.

Aradan geçen zamana rağmen fıtık hoca sessizliğini koruyor. Televizyonda herkesin gözü önünde böyle bir tartışmaya cesaret edemiyor. Çünkü o kitaplar hakkında bir bilgisi yok.

Aslında hoca ne kadar çok televizyona çıkarsa, o kadar çok boş bir insan olduğunu anlaşılacak. Son katıldığı programları izleyen insanlar bozuk şiveli bu insanın, konuşmasında kullandığı 200 kelimeyi geçmeyen kelime dağarcığıyla, bırakın o kadar kitabı yazmayı, bir kitap bile okumadığı ortaya çıkmaktadır.

Eğer tartışmadan kaçıyorsa, örneğin evrim hakkındaki kitaplardan birisini alıp orada adı geçen fosillerden bir kaçının ismini okumaya çalışsın. Bu bile  ne kadar cahil bir insan olduğunu ortaya koyacaktır.

Evet…. herkes fıtık hocadan cevap bekliyor, çıkıp kitapları tartışabilecek misin?


MEHDİ NE ZAMAN GELECEK

Temmuz 23, 2007

Fıtık hoca kendisini mehdi olarak göstererek bir çok insanı kandırmaktadır. Bu insanların ortak özelliği dini bir geçmişlerinin olmamasıdır. Bu nedenle uydurma, yalan yanlış her şeyi din zanneden bu insanlar fıtık hocanın mehdi konusundaki yalanlarına kanarlar.

Bu yalanları aralarında sorgulama ve tartışma şansları yoktur. Bunu yapmaya kalktıklarında itibarlarını kaybedeceklerini bilirler. Böyle muhalif bir ses gördüğünde hoca onu aşağılayarak sürer.

Bu yüzden kimse çıkıp da “hocam siz bize mehdi 91 yılında gelecek dediniz gelmedi, 95 yılında gelecek dediniz gelmedi, 99 yılında dediniz gelmedi, 2001 dediniz gelmedi, 2007 dediniz yine gelmedi. Şimdi 2013 diyorsunuz. Niye durmadan yalan söylüyorsunuz? Bu yalanlarla bu kadar insanı din adına kandırıp lüks yaşamınızı neden finanse ediyorsunuz diye” sormaz. Daha doğrusu soramaz.

Çünkü Fıtık hoca mehdidir ve ne dese yeridir. Hikmetinde sual olmaz.

Hoca aslında tipik bir sahtekardır. İnsanların dini duygularını sömüren bir asalaktır. Durmadan yalanlarla kendi siyasi iktidarını korumaya çalışır. Hasan Mezarcının İsa olduğuna inanan insanların olduğu ülkemizde maalesef Fıtık hocanın mehdi yalanlarına da inanan bir çok insan vardır.

Umarım bir gün bu insanlar uyanır, kendilerini hem maddi hem de manevi olarak sömüren bu asalaktan kurtulurlar. Bu asalakta umarım layık olduğu yere girer.

Kızların yaşadıklarını yazan anne çok güzel tespitlerde bulunmuş. Bu asalağa karşı mücadeleyi orada sömürülen zavallı insanlar yapamaz. Devletimiz ancak kendi insanını koruyabilir. Zaten devletin de işi budur. Bu çeteye liderine karşı bu insanları korumak da yine devletimizin işidir. Devletimizi kısa zamanda görevini yerine getirir.


FITIK HOCA NIN KİTABINI YAZIYORUZ

Temmuz 23, 2007

Fıtık hocayı anlatan bir kitap yazmaya başladık. Bu konuda ailelerin tuttuğu bir editör sizden gelen bilgileri derleyerek kitap haline getirecek.

Bu kitabın amacı asalakların daha fazla Müslümanların dini duygularını sömürmemesini sağlamak.

Fıtık hoca insanların birbiriyle kendi hakkında grup içinde konuşmalarını yasaklayarak gerçek yüzünü saklamaktadır.

Örneğin grup içinde erkekler fıtık hocanın eşcinsellik hakkındaki görüşlerini bilmemektedir. G. B. İsimli eski mankene duyduğu eşcinsel ilgiyi kızlar grubunda itiraf ederken, erkeklere bunu anlatmaz. Yada erkekler bacılar grubundan herkesi lezbiyen ilişki içinde olduğunu da bilmez. Yada cinsel yetersizliğinden dolayı hoca kızdığı kız müritlere vibretörle tecavüz ettiğini de bilmez. Tüm bu yaşanan rezillikler detaylı olarak bir kitapta roman üslubuyla anlatılırsa meczubun gerçek yüzü ortaya çıkacaktır.

. Bu tarz sitelere yasak olduğu için maalesef müritler giremiyorlar.

Eğer böyle çalışmalar yapılırsa, basılacak kitaplar bu rezil insanın gerçek yüzünü ortaya çıkartacaktır.

Örneğin erkekler grubu kızlar grubunun yaşadıklarını öğrenince en azında bu zulmü sorgulamak isteyeceklerdir. Dahası bu grubun sahte yüzüne kanıp katılmak isteyenler gerçekleri görecektir.

Bu rezil adama destek veren ve para için onların ilanlarını yayınlayan sözde islami gazeteler de en azında geçekleri bu yönüyle kavraya bileceklerdir.

Bu yüzden herkesten grup içinde ve bu asalak hakkında yaşadıklarını, gördüklerini anlatan bilgileri sitemize ulaştırmasıdır. Bu ruh hastasının gerçek yüzünü dünyaya gösterelim.

Yazılan bölümler burada siz okuyucularımızla paylaşacağız yeni ilavelerle gizli hiçbir şey kalmayacak.


FITIK HOCANIN KIZLARA YAŞATTIĞI

Temmuz 22, 2007

Hoca yıllarca geleneksel evlilik mantığına eleştiriler getirdi. Ne kadar kötü olduğunu müritlerine anlattı. İçlerinden evli olanların hepsini boşatıp karılarıyla ilk başta evlendi sonra cariye yaptı.

Hocanın kurduğu despot sistemden dolayı kimse bu yapılanları sorgulama imkanı bulamadı. Burada hocanın narsist kişiliğini iyi anlamak lazım. Başkasına en ufak empati  beslemediği için etrafındaki insanları sadece kendi rahatı için kullanmaktan çekinmez.
Ayetleri kendi istediği gibi kullanıp, lüks hayatı için tevil eder.

Örneğin hoca evlilikle ilgili hiçbir ayeti düşünmez. Müritleri kendisine sadece tabi olsun, onları istediği gibi köle olarak kullansın diye evlenmelerine izin vermez. Sadece kendi izni ile bu insanlar kızlar ayarlayıp onlarla belli sınırlar içinde birlikte olur. Hoca bu şekilde erkek müritlerin şehvetini elde tutar ve onları kontrol eder. Aslında Kuran dışı ve oldukça şeytani bir uygulamadır.

Kızlar bölümünün durumu ise faciadır. Hoca klasik evlilik diye olumsuz evlilkleri örnek gösterip insanları kötüledikten sonra, bu insanların evliliklerini bitirip, diğerlerinin ise normal bir evlilik yapmasının önüne geçmiştir.

Cemaatin içindeki tüm kadınları kendisine cariye yapmıştır. Diğer evlilikleri kötülerken bu içeride kalanların yaşadığı evlilik ise facia boyutundadır.

Hoca din adına gelip ona tabi olan bu kızları her türlü eziyeti yapmaktadır. Yedikleri dayaklar, sokağa çıkmasınlar diye kaşlarını ve saçlarını kazıması, aşağılamak için herkesini içinde çırılçıplak soyup vibrotörle tecavüz etmesi, kötü yemek yapanları çırılçıplak soyup üstlerine yemek dökmek hocanın yaptığı psikopat işkencelerden sadece bir kaçıdır.

Hoca bu kızları ilk başta klasik evlilik diye kötülediği yaşamın bin katı daha kötüsünü şimdi onlara yaşatmaktadır.

Kızlar yaşadıkları bu korkunç yaşamdan dolayı düzenli olarak hocanın teşvik ve zorlamasıyla anti depresan ilaçlar kullanmaya mecbur bırakılmaktadırlar. Bu ilaçlar vasıtasıyla hocanın zorladığı bu rezil yaşama dayanmaları sağlanmaya çalışılmaktadır.

Din için yola çıkmış bu kızlar şimdi hocanın verdiği fetva ile lezbiyen olmuşlardır. Huma, Alev, Didem gibi psikopat karakterli olanlar bunun tadını çıkartıp hocanın verdiği yetkilerle kızlara hayatı zehir etmektedir.

İlerleyen yaşları ve ailesiyle bağları tümüyle koparmış olan kızlar ise artık dönülmez noktaya gelmişlerdir. Yaşanan tüm bu manyaklıklara rağmen hocanın tehditleri ve baskıları  yüzünden bu alçaltıcı hayata kendilerini mahkum etmişlerdir. .

Bu çaresiz kızların yapabileceği hiçbir şey yoktur. Bu ruh hastası ile hiç birisi mücadele edemez. Hatta bir kısmı bu çaresizliğin etkisiyle istemeden bu yaşamı savunur durumdadırlar.

Buna dur diyecek ve bu rezil yaşamdan onları kurtaracak olan yine devletimizdir. Umarın her şeyin farkında olan devletimiz bu zulüm dolu yaşamdan kızlarımızı yakın bir zamanda kurtarır.


SİZDEN GELENLER

Temmuz 11, 2007

SİZDEN GELENLER

Gösterilen ilgiye çok teşekkür ederiz. Sizden sayısız mesaj geldi. Bu mesajların bir çoğu hakaret içerdiği için yayınlayamıyorum.  Aşağıda bu mesajların bazılarını sansürleyerek yayınlıyorum. Mesajlarınızı bekliyorum

Rumuz:Duracak

Ado yıllardır bizim patronların evinde kiracı.Yiğidi öldür ama hakkını ver, hiç kirayı aksatmadı ,gelen gidenin hesabı yok: taze taze kızlar, genç delikanlılar.Ado bizim evle araya tahta perde çakti ama yine de bişiler görünmüyo diil,isteyen olursa bana gelsin seyretmesi bedava ama tabi miğdeniz kaldırırsa…

Rumuz: Bereket Lokantası

Bu fıtık adoyu tanıyorum. Benim işyerimin üzerinde oturuyordu. Gelip arasıra benden menemen yerdi. Kendisinin Mehdi olduğunu söylerdi. Konuşturur konuşturur sonra gülerdik. Sonra bir ara onu gazetede gördüm. Zengin çocuklarını etrafında toplamış. Valla ne bizim Fıtık Ado’da ne de ona inananlarda zerre kadar akıl yok.

Rumuz: Pizzacı

Geçtiğimiz günlerde Fıtık Ado’nun avukatlık bürosuna pizza götürdüm. Fitik Ado ve müridleri de oradaydı. Bu mahkeme ne olacak diye kara kara düşünüyorlardı. Bir ara Fitik Ado ayağa kalktı ve “bana acil pasaport bulun yurtdışına çıkmam lazım bunlar temmuz sıcağında beni kodese atacaklar” dedi. Sonra benim dinlediğimi görünce bürodan çıkardılar. Ado çok korkmuştu. Çok tehlikeli bir adam gözler fıldır fıldır dönüyor. Dikkat etmek lazım. Bir daha pizza götürmedim oraya.  

Rumuz: Doktor

Beni yıllar önce bazı kız müridleri beni Fıtık Ado’ya götürmüşlerdi. Gördüğüm andan itibaren adama manyak teşhisi koydum. Çok tehlikeli bir adam. Sürekli bana iç çamaşırın ne renk diye soruyordu. Elini cinsel organına götürdü “bir türlü sertleşmiyor” diye dert yanıyordu. “Doktor bana bir çare” diye ağladı. “Sana yapabileceğim bir şey yok Bakırköy’e git” dedim ve apar topar o evden uzaklaştım. Allah oradaki kızlara yardım etsin.

Rumuz: Objektif

Kardesim niye uğraşıyorsunuz Ado ile. Tamam sapık olabilir, iktidarsız olabilir, iftiracı olabilir ama hiç mi iyi yönü yok bu adamın? Lütfen biraz objektif olalım!

Rumuz: Caddebostan

Geçen gün Fıtık Ado’nun zavallı müridi beyin cerrahını caddede gördüm. Bir arkadaşına dert yanarak “nerden bu adama bulaştım kardeşim, beni rezil etti bütün aileme, ayrılmayı düşünüyorum ama rezil kepaze oldum nasıl ayrılacağım bilmiyorum” diye dert yanıyordu. İnternet sitesinde yazılan iftiralardan da rahatsız olduğunu söyleyen beyin cerrahi “ulan kardeşlerimin hepsini iğfal ettin benden ne istedin fıtık adoo yaktın beni” diye bağırıyordu. Sonra yanındaki arkadaşı apar topar beyin cerrahını oradan uzaklaştırdı. Yalanım yok gördüklerimi anlatıyorum. Başka şeyler de var ama şu an anlatamam. Heyecanı kaçmasın.

Rumuz: Eski Mürid

Ben yıllar önce Ado’dan ayrılmış bir müridim. Hep merak ederdim bu adam niye böyle kurbağa gibi yürüyor diye. Demekki fıtıktan dolayı yürüyemiyormuş. Allah yardım etsin. Bizim kuzende de fıtık var gitmediği doktor kalmadı. Taksim’de bir rum doktorun çok yardımı oldu. Biraz olsun rahatladı. Ama Ado’da çift taraflı fıtık varmış. Ona yardımı olur mu bilemem. Ama bir görünsün. İsterseniz doktorun telefonunu verebilirim.

Rumuz: Rasputin

Ben bu Ado’yu televizyonda izledim. Kendisine Rasputin tarzı bir örgüt kurmuş. Bizim memlekette “eşek olursan semer vuran çok olur” diye bir laf vardır. Tamam Ado sapık peki bu müridlere ne demeli? Aklınızı peynir ekmekle mi yediniz kardeşim?

Rumuz: Mimar Sinan

Ben bu tombulu Mimar Sinan’dan hatırlıyorum. O zaman beş parasızdı. Şimdi nerde buldu parayı da çiftliklerde, yatlarda, katlar da geziyor kardeşim. Zeki Müren tarzı gözlük takmış utanmadan. Hepsini anladım da o gözlük ne kardeşim?

Rumuz: Samimi Kız

Ben Ado’yu yakından tanıyorum. Çok tehlikeli bir adam. Burada anlatamam. Ama bana yapmadığını bırakmadı. Birçok sapıklığı üzerimde denedi. Elimde çok özel bilgiler var. Bu bilgileri size yüzyüze verebilirim.  Lütfen benimle bağlantıya geçin

Rumuz: Sempatizan

Ado’nun parti kuracağını duydum. Kendisini destekliyorum. Söylediklerinize inanmıyorum. Bu seçimlerde Genç Parti’ye vereceğim. Ancak yerel seçimlerde Ado’nun partisi yetişirse oyum kendisinedir. Cumhurbaşkanı meclis dışından olursa o koltuğu da dolduracağından eminim. Güneş balçıkla sıvanmaz. Çamur at izi kalsın diyenler utansın. Açın Türkiye’nin önünü Ado geliyor. Televizyonda izledim ne mübarek bir adam. Su içişinde bardağı tutuşunda bile bir asalet var. Konuşamadı, saçmaladı ama olsun, Mesut Yılmaz konuştuğu için mi yıllarca Başbakanlık yaptı bu ülkede.

Rumuz: Motorola

Beni yıllar önce Bora isimli bir müridi fıtık Ado’ya götürmüştü. Gerçekten de çift taraflı fıtığı var. Hayatımda öyle iğrenç bir görüntü görmedim. Bu kadar cinselliğe düşkün bir adamın iktidarsız olması da şaşırtıcı. Gerçi Viagra falan çıktı. O zamanlar Viagra falan yoktu. Farklı cinsel fantezileri de var. Hatırladıkça midem bulanıyor. Burada yazmam uygun olmaz. Eğer benimle irtibata geçerseniz yüzyüze anlatmak isterim.


BUNLARI BİLİYORMUSUNUZ?

Temmuz 7, 2007

Adonun temizlik hastası-saplantı derecesinde- olduğunu ve eldivenle dolaştığını…

Uçağa binmekten korktuğunu…

Taşşağında fıtığı olduğunu ama etrafa “çüküm kocaman” diye hava atarak gezdiğini…

Evde çift don giyerek gezdiğini, etrafına da “mehdi çift aba giyer” hadisini göstererek buna yorduğunu…

Cinsel problemi olduğu için “Cialis”devamlı surette  alarak takıldığını…

“Midem hasta” diye hiç oruç tutmadığını ama bütün günü uyuyarak geçirdiğini…

Kendine verilen protein ve karbonhidrat rejimini tüm ekibine zorla yaptırıp ama kendinin ikide bir bozduğunu, kebapları götürdüğünü…

Kültürsüz olmasından, bozuk şiveli konuşmasından,heyecanlandığında ortaya çıkan tiklerinden dolayı aşağılık kompleksi olduğunu…


Hocam Çok Güzelsiniz!

Temmuz 4, 2007

Hoca sahip olduğu ruh hastalıkları nedeniyle tümüyle narsist bir insandır. Ancak övgüye ihtiyaç duyar. Sürekli kendisini övdürerek enaniyetini ayakta tutar. Bu şekilde hem hastalıklı ruhuna tatmim oluştururken hem de etrafına kendi reklamını yaptırır. Orada yaşadığım komik bir olayı anlatmak istiyorum. Hoca kızların arasında otururken yapılan bir uygulama vardır. Bunu Didem Ü. geliştirmiştir. Büyük olasılıkla da aralarındaki konuşmada bu konuyu tezgahladılar. Didem durduk yere hocaya „ Hocam çok güzelsiniz der“ hoca bunun üstüne ikinci kıza bakar. Onun da aynı şeyi söylemesi gerekir sonra üçüncüsü, artık kaç kişi varsa aynı şeyi tekrarlamak zorudadır. Hoca bu iltifattan mest olmuş olur. O hastalıklı ruhu bu sözlerden çok hoşlanmıştır. Didem hocaya gaz vermeye devam eder. „Hocam kardeşler de yakışıklı ama siz ayrı bir yakışıklısınız“ Didem hocayı iyi tanır ve onun cemaat içindeki tanıtım ve reklamını yapar. Hoca efsane olur. Oysa kral çıplaktır. Ortaya obez bir insan vardır. Yıllardır oturarak hayatını sürdürdüğünden her tarafından yağlar arkar. Kasıklarında bulunan fıtıkla özellikle soyunduğunda görenleri kusturacak bir görüntüye sahiptir. Daha önce beraber olmak istediği E:Ş isimli kız da bu iğrençliği görünce hocadan kaçmıştır. Gazetelerde verdiği demeçlerde kasığından dışarı fırlamış kocaman fıtığın detaylarını anlatmıştır. Diğer kızlar ise maalesef din ile kandırırldıkları için, hocanın bu iğrençliğine katlanmak zorundadırlar. Hoca kendisiyle birlikte olmanın dinin bir gereği olduğunu telkin ettiklerinden, cemaatteki kızlar da bu iğrençliğe ses çıkartamazlar. Umarım bu insanın gerçek yüzü insanlara gösterilir. Orada baskı içinde yaşayan bu insanlar kurtulur.


Bu Adam Sizce Deli mi?

Temmuz 4, 2007

Size bir liste vermek istiyorum. Bu listeye göre bazı hastaneler bir insanı kontrol ediyorlar ve psikolojik olarak sorunlu buluyorlar. Buna göre teşhisler koyuyorlar. Bu liste şöyle: Hangi hastaneler deli raporu verdi? 1-İlk rapor Şişli Etfal Hastanesi’nden 1983 yılında verildi. Bu raporda Oktar’a şizofren tanısı kondu. 2-İkinci raporu 1984 başında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi verdi. Buradaki tanı “paronoid” idi. 3-1985 yılında son yoklamayı yapan Beşiktaş Askerlik Şubesi’nin gönderdiği İstanbul Gümüşsuyu Askeri Hastanesi’nden üçüncü raporu aldı. Bu raporda teşhis “ayırt edilemeyen tip” şeklindeydi. 4-1986 sonunda tutuklanan Oktar’a bu kez Adli Tıp Kurumu rapor verdi. Rapordaki teşhis “Paranoid” oldu. 5-1987′de hapishaneden gönderildiği Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde 7 aylık tedaviden sonra 5′inci raporu aldı. 6-1988′de yeniden Beşiktaş Askerlik Şubesi’ne müracat eden Oktar bu kez ileri tetkik için GATA’ya gönderildi ve 6′ncı raporunu aldı. Teşhis “Hastalık müzminleşmiş” şeklindeydi. Tüm kontorllerde yukarıda belirtilen listedeki teşhisler konulan insan sizce sağlıklı bir insan mıdır? Bu insan sahip hezeyanları insanlara aktarabiliyorsa, kurduğu baskı ile bu hezeyanlarıyla insanları yönlendirebiliyorsa, buna devlet bir şey yapmamalı mı? Bu insanın elinden çocuklarımızı kurtarılmamalı mı? Devletimizin bu ruh hastasından çocuklarımızı kurtarmasını belkiyoruz. Her Deli Peygamber mi? Bu şarlatan kendisi hakkında verilmiş deli raporlarından yola çıkarak kendisinin peygamber olduğunu ve her peygambere deli dendiğini iddia ediyor. Bu argümanı eski milletvekili Hasan Mezarcı da kullanıyor maalesef. Kendisine deli diyenlere aslında peygamberlere deli dendiğini söylüyor ve kendisinin mesih olduğunun delili olarak bunu ortaya atıyor. Aynı iddiayı bu meczupta söylüyor. Oysa kendisini mehdi yada İsa zannetmek psikoloji de sık rastlanan hastalıklardan bir tanesi. Hatta en yaygın olanı. Biraz dini bilgisi olan da bu argümanı ortaya atıyor ve kendisine deli denmesinin mehdiliğin en temel alameti olduğunu söylüyorlar. Hocanın müritlerine seslenmek istiyorum. Siz kendinize Kuran’ı ölçü alın. Bu adam sizin paranızı alıyor ve lüks yaşamını sürdürüyor. Size kendisi için kadın getirtiyor ve bunun dini bir görevmiş gibi size emrediyor. Bu rezil herif bir din adamı değil aksine sizi sömüren bir asalak. Kendinize bir sefer sorun hocaya kadın getirmenin ne gibi dini bir faaliyet. Şu anda başınıza gelenler de bu hocanın yaptığı rezilliklerden kaynaklanıyor. Bir mankene musallat oldu hala bunu temizlemeye çalışıyorsunuz. Avukat paraları, gazete ilanları bunlara giden paralar, sadece şehvet düşkünü ahlaksız bir insanın yaptığı rezillikler için. Sizin infak ettiğiniz paralar bu rezil herifin yine rezil yaşamını devam ettirmesi için harcanıyor. Kendinizi daha fazla kullandırmayın. Bu akıl hastalığı raporlarla sahip rezil herife destek vermeyin.


Hoca Vatansever mi?

Temmuz 4, 2007

Hocanın gazete ilanlarında ve yazılarında ne kadar vatanını sevdiğini ve bunun için mücadele ettiğini ifade ediyor. Durum gerçekten böyle mi? Hoca hiçbir şeyi sevmediği gibi bu vatanı da sevmez. Yıllarca askerliği yapmadan kaçmıştır. Müritlerinin hepsi askerliği yapmamak için kaçarlar yada yurt dışında işçi gibi kendisini gösterip 21 gün askerlikle kurtarmaya çalışırılar. Bu konuda küçük bir araştırma yapılsa tüm müritlerin askerlikten kaçtığı anlaşılacaktır. Hocanın devlete vergi vermeye de karşıdır. Hatta devlete vergi vermenin haram olduğunu da söyler. Müritlere ait şirketlere yapılacak bir mali inceleme nasıl vergi kaçırdıklarını da ortaya koyacaktır. Hoca Atatürk’ü sevdiğini iddia eder ve ona methiye düzen yazılar yazdırır. Başkasının yazdığı bu kitapları kendi yazmış gibi insanlara pazarlamaya çalışır. Oysa o kitapları kendisi yazmadığı gibi, o kitaptaki iddiaların hiç birisine de inanmaz. Çünkü hoca tam bir Atatürk düşmanıdır. Herkes herkesi sevecek diye bir kaide yok ama,hoca takiye yaparak sahtekarlığını gisler ve başkalarına yaranmak için bu yolu izler. Hocanın tek bir derdi vardır. Sahip olduğu lüks yaşamı korumak. Bunun için her türlü yalanı söyler. Allah çocuklarımızı bu asalaktan kurtarması, laik olduğu cezayı vermesi en büyük isteğimiz.


KIYAMET ALAMETLERİ UYDURMASI, SAHTE MEHDİLER, SAHTE MESİHLER

Haziran 30, 2007

Kuran’da dünyamızın da bir sonu olduğu söylenir. Dünyamızın sonu ve bundan sonra başlayan süreç “saat” veya “kıyamet” olarak tarif edilir. Kıyamet alametlerinden kasıt da bu oluşuma yakın zaman diliminde olacak olaylardır. Dolayısıyla bu olayları görmek kı-yametin yakın olduğunun habercisi olacaktır. Kuran’da olmayan izahların halka nasıl yutturulduğunu ve din adına uydurulan hurafeleri gösterebilmek için bu bölümde “ Kıyamet Alametlerini” işleye-ceğiz. Kıyamet alametlerini işlerken ilk önce Kuran’da hiç geçmemesine rağmen gerçekleşmesine inanmanın İslam’ın şartı, inanmamanın kafirlik olarak ilan edildiği konulardan 1- Mehdilik, 2- Deccaliyet, 3Hz. İsa’nın yeniden gelişini işleyeceğiz. Daha sonra ise Kuran’da bir iki ayette bahsedilen, fakat hadislerde yüzlerce yalanla şişirilen konulardan 4- Yecuc-Mecuc ve 5- Dabbe konularına değineceğiz.

MEHDİLİK VE DECCALİYET

Mehdi kıyamet alametleri içinde en popüler olan, hakkında en çok hadis uydurulan ve en çok istismar edilen karakterdir. Hadisler kullanılarak oluşturulan bu karakterin kıyamete yakın dünyaya ge-leceğine, herkesi yenip dünyaya hakim olacağına, daha sonra gelecek Hz. İsa ile buluşup dünyayı yöneteceğine, bunları gerçekleştirmek için ise Deccal ile savaşacağına inanılır. Hadislere göre Mehdi kadar, Mehdi’nin talebeleri de üstün yeteneklere sahip sıra dışı kişilerdir. Tüm bu yeteneklere sahip olabilmek, kendi şeyhinin, ken-di liderinin Mehdi olduğunu ispat edebilmek için binlerce hadis uydurulmuştur. Bu yüzden Mehdi’nin dış görünüşü hakkında, yapacakları hakkında, çıkacağı yer hakkında birbiriyle çelişen birçok ha-dis vardır. Mesela bir hadise göre Mehdi Şam’dan çıkacakken, di-ğerine göre Kufe’den, bir diğerine göre İstanbul’dan, bir başka hadise göreyse Medine’den çıkacaktır. İlk nesiller kendi şeyh ve liderini Mehdi çıkarmak için o kadar çok hadis uydurmuşlardır ki son-raki nesillerin hadis uydurmasına gerek kalmamıştır. Bu nesiller de kendi liderlerine uyan hadisleri doğru kabul etmiş, diğer hadisleri yorumla saptırmış veya yalanlamışlardır. Örneğin liderleri küçük burunluysa, “Mehdi küçük burunludur” hadisini kabul etmişler, Mehdi’nin gaga burunlu olduğuna dair hadisleri gözardı veya inkar etmişlerdir. Bu yüzden İslam aleminde Mehdi enflasyonu yaşan-mıştır. Şu anda Mehdi sanılan bir dîni grup lideri var mı diye sorulabilir. Buna cevabımız “Acaba hangi grup kendi liderini Mehdi sanmıyor ki!” şeklindedir.

HER TARAF MEHDİ KAYNIYOR

Gerek Türkiye’deki, gerek İslam alemindeki gelenekçi cemaatleri iyi tahlil etmemiz için Mehdilik olgusunu iyice kavramamız gerekmektedir. Biz Türkiye’deki bizce en büyük olan on geleneksel İslami cemaati bir kenara yazdık ve sonra bunların hangisinin şeyhini, liderini Mehdi zannettiğini araştırdık. Sonuçta tamama yakı-nının kendi şeyhini, liderini Mehdi sandığını gördük. Bu da gerçek manada İslami cemaatleri kavramak için Mehdiyet olayını bilmenin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. (Unutmayın ki cemaatlerin büyük bir kısmı Mehdiyet konusunda açık konuşmaz. Bu konuyla ilgili bilgileri kendi içine girenlere bile hemen açıklamazlar.

Birçok cemaatte bu bilgileri açıklayan şeyhin kendisi değil, onun en yakın halkası olmaktadır.) Hadislerde Mehdi’nin kendisinin bile Mehdi olduğunu söylemeyeceği de nakil edilir. Cemaatler bu hadisi liderlerinin Mehdiyetini gizlice, kulaktan kulağa, basının ve diğer kuruluşların önünde belli etmeden yaymalarının daha iyi olduğuna işaret kabul ederler. Mehdiyet bir cemaate büyük bir kuvvet verir. Liderinin; 1400 yıl önce tarif edilen, bazı Peygamberlerle eşit üstünlükte olan, dünyaya hakim olacak kişi olması, liderin müritlerinde çok güçlü bir bağlılık oluşturur. Bu bağlılıkla müritler tüm enerjilerini, tüm paralarını, tüm olanaklarını şeyhin eline teslim ederler. Şeyhin hiçbir lafını tartışmayı bile düşünemezler. 1400 yıl önce hadislerle müjdelenmiş, dünyayı fethedecek Mehdi’ye karşı gelmek kimin haddine düşmüştür? Liderini Mehdi diye yüceltenler, Meh-di’nin talebeleri olma vasfıyla 1400 yıl önceki hadislerde müjdelendikleriyle uyutulurlar. Mehdi’nin halife olacağına dair izahlar, grup liderlerinin uzun vadeli ayaklanma, darbe gibi organizasyonlarla halifeliğe oturtulması gerektiğine dair planları da düşündürür. İslam tarihi kendini Mehdi sanıp ayaklanmalar çıkartmış ve yüzlerce kişinin ölümüne sebep olmuş şizofrenlerin örnekleriyle doludur. (Kubilay vakasında olduğu gibi)

ÖLÜ DİRİLTEN DECCAL

Deccal ise Mehdi’nin savaşacağı kişidir. Şeyhini Mehdi ilan edenler şeyhine karşı çıkan veya şeyhin yaşadığı devirde karşı fikirlere sahip bir kişiyi Deccal ilan ediverirler. Böylece Mehdiyete hizmeti ibadet sananlar, Deccaliyetin ordu veya fikir sistemiyle savaşı da ibadet sayarlar. Hadislerde bir Mehdi, bir Deccal tarifi varken binlerce kişinin Mehdi ve onlara karşı binlerce kişinin Deccal ilan edilmesi konunun nasıl zıvanadan çıktığını gösterir. Deccal hakkın-daki hadislerde Deccal’in cenneti ve cehennemi olduğu, ölüleri di-rilttiği, alnında kafir yazdığı, kör olduğu, yeryüzünde gelmiş geçmiş en büyük fitne olduğu anlatılır.

Örneğin Türkiye’deki Nurculuğun kurucusu Said Nursi, kendisini Mehdi’nin öncüsü bir Mehdi olarak göstermektedir. Eserlerinde kendine ve yazdığı kitaplara Mehdiyet vazifesinin en önemli safhasını yükleyen Said Nursi, Deccal olaraksa Atatürk’ü gösterir. Kitabında uydurmalarla dolu hadisleri nasıl Atatürk’e uygun bir şekilde yorumladığına şahitlik edebilirsiniz. Hadiste “Deccal’in alnın-da kafir yazar.” denir. Said Nursi bununla şapka giyilmesini anlar. Hadiste uzun bir eşekten bahsedilir, Nursi bununla treni anlar. Deccal’in Cennet ve Cehenneminden ise Cumhuriyet döneminde tertiplenen eğlenceler ile cennet, muhalefetin hapse atılmasıyla, vb. Cehennem anlaşılır. (Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı, Şualar, 5. Şua) Türkiye’deki en büyük Ehli Sünnet cemaatin lideri böylece Deccal’i bularak kendi Mehdi’liğini iyice tasdik eder. Said Nursi ölünce bölünen Nurcu cemaatlerin başına gelenlerin en önemlileri de bu cemaatlerdeki kimi şahıslarca Mehdi sanılmaktadırlar. Tür-kiye’nin ikinci büyük cemaati Süleymancılık da kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan’ı Mehdi kabul eder. Deccal hakkındaki görüşleri ise Nurcular ile aynıdır. Süleyman Hilmi Tunahan’ın mirasçısı da ayrıca Mehdi sanılır. Türkiye’deki en büyük tarikatların kurucuları ve sonraki birçok vekil için de manzara pek farklı değildir. Bu cemaatler değişik Mehdi alternatiflerine karşı Atatürk’ün Deccalli-ğinde neredeyse söz birliği yaparlar. Bunun en önemli sebebi Sun-niliğin en kutsal kurumu olduğuna inandıkları halifeliğin Atatürk tarafından kaldırılmasıdır. Oysa Kuran’da ne halifelik diye bir müessese anlatılır (30. Bölüm’ü okuyunuz), ne şapka giyenin kafir ol-duğu söylenir… Tüm bu Mehdi, Deccal çıkarımları ve bununla ilintili yorumların Kuran ile alakası yoktur.

Kuran’ın Mehdi ve Deccal hakkında ne dediğinin cevabı koca bir hiçtir. Yani Kuran’da tek bir ayette bile geçmeyen bu karakterler yüzünden binlerce Mehdilerin peşine düşülmüş, birçok gele-nekçiliğin düşmanı Deccal diye lanetlenmiştir. Binlerce kişinin kanı dökülmüş, adeta bir İslam mitolojisi oluşturulmaya çalışılmıştır. Her devirde gelecekmiş gibi beklenen Mehdi kişileri tembelliğe itmiş, birçok Mehdi bekleyicisi kendi ürettikleriyle kurtuluşu araya-caklarına, kurtuluşu gelecek Mehdilerden ummuşlardır. Ayrıca mezhepçiler, içinde bulundukları zayıf, hükmedilen,bilimsel olarak geri durumun günahını da kendilerinde arayıp kendilerini düzelteceklerine, uydurma Deccallere suçu yükleyip kurtulmuşlardır.

HZ. İSA’NIN YENİDEN GELİŞİ İDDİASI

Kuran’da yer almamasına rağmen ortaya atılan iddialardan biri de Hz. İsa’nın kıyamette yeniden geleceğidir. Hadislerde Hz. İsa’nın Şam’ın doğusunda beyaz minareye geleceği, Mehdi ile buluşacağı, Deccali öldüreceği anlatılır. 12. bölümde bazı hadis uydurucuları anlatılırken geniş yer verdiğimiz Ebu Hureyre’nin, Buhari ve Müslim gibi gelenekçilerin en güvendikleri iki kaynaktaki bir hadisi şöyledir: “ Allah’a yemin ederim ki İsa’nın adil bir hakem olarak ara-nıza inmesi yakınlaşmıştır. O indiğinde haçları kırıp domuzları öldürür, cizyeyi kaldırıp maymunu öldürür ve İslam’dan başkasını kabul etmez.” Hıristiyanlık’tan ilk devirlerde dinimize geçenlerin yay-dığını sandığımız bu uydurma, Kuran ayetleriyle de uyuşmaz.

Allah şunu demişti: Ey İsa, seni vefat ettireceğim, seni ken-dime yükselteceğim, seni inkar edenlerden ayıracağım…

3- Ali İmran Suresi 55

Hüseyin Atay bu ayete göndermeler yaparak şu açıklamayı yapar: “ Hz. İsa hakkında Kuran-ı Kerim’in verdiği bilgi içinde onun öldü-ğü fakat öldürülmediği bilinmektedir. Bunlara göre Hz. İsa ölmüştür, hayatta değildir ve dünyaya dönmeyecektir. Hadislerle iman esasları sabit olmaz ve Kuran’a ilave yapılamaz. Hıristiyan kültünden ve kültüründen, Hz. Muhammed’in vefatından sonra İslam literatürüne geçen hikayelerden birinde; Hz. İsa’nın ölmediği, göğe çıkarıl-dığı ve kıyamet kopmadan dünyaya Şam’daki minareden ineceği an-latılmaya başlanmıştır. Hıristiyan mitolojisi İslamlaştırılarak Müslü-manlar’ın inançları arasına sokulmuştur. Öyle ki buna inanmayanlar, aklı başında sanılanlar tarafından bile kafirlikle itham edilmektedirler.” (Hüseyin Atay, Kuran’a Göre Araştırmalar, sayfa 53)

Muhammed sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değil-dir. O Allah’ın elçisi ve Peygamberler’in sonuncusudur.

33-Ahzab Suresi 40

Ayetten Peygamberimiz’in son Peygamber olduğunu anlıyoruz. Kuran’da Hz. İsa’nın da Peygamber olduğu geçtiğine göre, Pey-gamberimiz’den sonra Hz. İsa’nın gelişi Kuran’ın bu ayetiyle çelişir.

Selam üzerimedir doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak kaldırılacağım gün.

19-Meryem Suresi 33

Meryem suresinde, Hz. İsa’nın ağzından nakledilen yukarıdaki sözlerde, Hz. İsa’nın üç önemli gününden bahsedilir. Görüldüğü gibi bu günler sayılırken Hz. İsa’nın kıyamette dünyaya yeniden ge-leceği şeklinde bir günden bahsedilmez. Eğer böyle bir gün olsaydı, elbette ki bu da yalanlarla dolu hadislere bırakılmadan, şüpheye yer bırakmayacak şekilde Kuran’da belirtilirdi.

Ne yazık ki Kuran’ın belirtmediği ve Kuran ile çelişen Hz. İsa’nın gelişi hikayesi, yüzlerce sahte İsa’nın çıkışına yol açmıştır. Sahte Mehdi enflasyonu gibi, sahte İsa enflasyonu da akıl hastanelerimizin önemli vakalarına baz teşkil etmiştir. www.kurandakidin.com


Obez Ado Neden Rezzan Hanıma’a İftira Atıyor?

Haziran 30, 2007

İftiracı Ado şimdi de Rezzan isimli bir avukata kafayı takmış. İnanılmaz ve akılalmaz iftiralar atılıyor. Sebebini merak ediyor musunuz? Rezzan hanım Ado’ya yurtdışı yasağı çıkarttı. Ado yediği bu golü çıkarmak için yanına Didem’i alarak başladı iftiraları yazdırmaya. Bazı arkadaşlar Ado’nun yazı yazma becerisi olmadığını söylemiş. Ben bu görüşe katılmıyorum. Ado özellikle iftirada çok başarılıdır. İftirada ufku öyle geniştir ki hiçbir sınır tanımaz. Bu işler yakında başına çok büyük bela açacak. Bunu bile göze alacak kadar gözü dönmüş durumda. Yakında bu yazdığı iftiralar başına gela açınca yine aynı taktiği yapacak. Parayla veya ikili ilişkilerle insanlardan şikayetlerini geri almasını isteyecek. Bu arada oradaki zavallı müridler başlarına gelen belaların Fransız masonlarının yönlendirilmesiyle gerçekleştiğini zannedecek. Bu kısır döngü devam edecek . Ordaki müridler gerçekleri kavrayana kadar Ado daha birçok insanın gençliğini çalmaya devam edecek