Hoca Vatansever mi?

Hoca Vatansever mi? 

Hocanın gazete ilanlarında ve yazılarında ne kadar vatanını sevdiğini ve bunun için mücadele ettiğini ifade ediyor. Durum gerçekten böyle mi? Hoca hiçbir şeyi sevmediği gibi bu vatanı da sevmez. Yıllarca askerliği yapmadan kaçmıştır. Müritlerinin hepsi askerliği yapmamak için kaçarlar yada yurt dışında işçi gibi kendisini gösterip 21 gün askerlikle kurtarmaya çalışırılar. Bu konuda küçük bir araştırma yapılsa tüm müritlerin askerlikten kaçtığı anlaşılacaktır. Hocanın devlete vergi vermeye de karşıdır. Hatta devlete vergi vermenin haram olduğunu da söyler. Müritlere ait şirketlere yapılacak bir mali inceleme nasıl vergi kaçırdıklarını da ortaya koyacaktır. Hoca Atatürk’ü sevdiğini iddia eder ve ona methiye düzen yazılar yazdırır. Başkasının yazdığı bu kitapları kendi yazmış gibi insanlara pazarlamaya çalışır. Oysa o kitapları kendisi yazmadığı gibi, o kitaptaki iddiaların hiç birisine de inanmaz. Çünkü hoca tam bir Atatürk düşmanıdır. Herkes herkesi sevecek diye bir kaide yok ama,hoca takiye yaparak sahtekarlığını gisler ve başkalarına yaranmak için bu yolu izler. Hocanın tek bir derdi vardır. Sahip olduğu lüks yaşamı korumak. Bunun için her türlü yalanı söyler. Allah çocuklarımızı bu asalaktan kurtarması, laik olduğu cezayı vermesi en büyük isteğimiz. 

Bu Adam Sizce Deli mi?

Size bir liste vermek istiyorum. Bu listeye göre bazı hastaneler bir insanı kontrol ediyorlar ve psikolojik olarak sorunlu buluyorlar. Buna göre teşhisler koyuyorlar. Bu liste şöyle:

Hangi hastaneler deli raporu verdi?
1-İlk rapor Şişli Etfal Hastanesi’nden 1983 yılında verildi. Bu raporda Oktar’a şizofren tanısı kondu.
2-İkinci raporu 1984 başında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi verdi. Buradaki tanı “paronoid” idi.
3-1985 yılında son yoklamayı yapan Beşiktaş Askerlik Şubesi’nin gönderdiği İstanbul Gümüşsuyu Askeri Hastanesi’nden üçüncü raporu aldı. Bu raporda teşhis “ayırt edilemeyen tip” şeklindeydi.
4-1986 sonunda tutuklanan Oktar’a bu kez Adli Tıp Kurumu rapor verdi. Rapordaki teşhis “Paranoid” oldu.
5-1987′de hapishaneden gönderildiği Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde 7 aylık tedaviden sonra 5′inci raporu aldı.
6-1988′de yeniden Beşiktaş Askerlik Şubesi’ne müracat eden Oktar bu kez ileri tetkik için GATA’ya gönderildi ve 6′ncı raporunu aldı. Teşhis “Hastalık müzminleşmiş” şeklindeydi.

Tüm kontorllerde yukarıda belirtilen listedeki teşhisler konulan insan sizce sağlıklı bir insan mıdır? Bu insan sahip hezeyanları insanlara aktarabiliyorsa, kurduğu baskı ile bu hezeyanlarıyla insanları yönlendirebiliyorsa, buna devlet bir şey yapmamalı mı? Bu insanın elinden çocuklarımızı kurtarılmamalı mı? Devletimizin bu ruh hastasından çocuklarımızı kurtarmasını belkiyoruz.

Her Deli Peygamber mi?
Bu şarlatan kendisi hakkında verilmiş deli raporlarından yola çıkarak kendisinin peygamber olduğunu ve her peygambere deli dendiğini iddia ediyor. Bu argümanı eski milletvekili Hasan Mezarcı da kullanıyor maalesef. Kendisine deli diyenlere aslında peygamberlere deli dendiğini söylüyor ve kendisinin mesih olduğunun delili olarak bunu ortaya atıyor.
Aynı iddiayı bu meczupta söylüyor. Oysa kendisini mehdi yada İsa zannetmek psikoloji de sık rastlanan hastalıklardan bir tanesi. Hatta en yaygın olanı. Biraz dini bilgisi olan da bu argümanı ortaya atıyor ve kendisine deli denmesinin mehdiliğin en temel alameti olduğunu söylüyorlar.
Hocanın müritlerine seslenmek istiyorum. Siz kendinize Kuran’ı ölçü alın. Bu adam sizin paranızı alıyor ve lüks yaşamını sürdürüyor. Size kendisi için kadın getirtiyor ve bunun dini bir görevmiş gibi size emrediyor.
Bu rezil herif bir din adamı değil aksine sizi sömüren bir asalak. Kendinize bir sefer sorun hocaya kadın getirmenin ne gibi dini bir faaliyet. Şu anda başınıza gelenler de bu hocanın yaptığı rezilliklerden kaynaklanıyor.
Bir mankene musallat oldu hala bunu temizlemeye çalışıyorsunuz. Avukat paraları, gazete ilanları bunlara giden paralar, sadece şehvet düşkünü ahlaksız bir insanın yaptığı rezillikler için.
Sizin infak ettiğiniz paralar bu rezil herifin yine rezil yaşamını devam ettirmesi için harcanıyor. Kendinizi daha fazla kullandırmayın. Bu akıl hastalığı raporlarla sahip rezil herife destek vermeyin.

Hocam Çok Güzelsiniz!
Hoca sahip olduğu ruh hastalıkları nedeniyle tümüyle narsist bir insandır. Ancak övgüye ihtiyaç duyar. Sürekli kendisini övdürerek enaniyetini ayakta tutar. Bu şekilde hem hastalıklı ruhuna tatmim oluştururken hem de etrafına kendi reklamını yaptırır.
Orada yaşadığım komik bir olayı anlatmak istiyorum. Hoca kızların arasında otururken yapılan bir uygulama vardır. Bunu Didem Ü. geliştirmiştir. Büyük olasılıkla da aralarındaki konuşmada bu konuyu tezgahladılar.
Didem durduk yere hocaya „ Hocam çok güzelsiniz der“ hoca bunun üstüne ikinci kıza bakar. Onun da aynı şeyi söylemesi gerekir sonra üçüncüsü, artık kaç kişi varsa aynı şeyi tekrarlamak zorudadır.
Hoca bu iltifattan mest olmuş olur. O hastalıklı ruhu bu sözlerden çok hoşlanmıştır. Didem hocaya gaz vermeye devam eder. „Hocam kardeşler de yakışıklı ama siz ayrı bir yakışıklısınız“ Didem hocayı iyi tanır ve onun cemaat içindeki tanıtım ve reklamını yapar. Hoca efsane olur.
Oysa kral çıplaktır. Ortaya obez bir insan vardır. Yıllardır oturarak hayatını sürdürdüğünden her tarafından yağlar arkar. Kasıklarında bulunan fıtıkla özellikle soyunduğunda görenleri kusturacak bir görüntüye sahiptir. Daha önce beraber olmak istediği E:Ş isimli kız da bu iğrençliği görünce hocadan kaçmıştır. Gazetelerde verdiği demeçlerde kasığından dışarı fırlamış kocaman fıtığın detaylarını anlatmıştır. Diğer kızlar ise maalesef din ile kandırırldıkları için, hocanın bu iğrençliğine katlanmak zorundadırlar. Hoca kendisiyle birlikte olmanın dinin bir gereği olduğunu telkin ettiklerinden, cemaatteki kızlar da bu iğrençliğe ses çıkartamazlar.
Umarım bu insanın gerçek yüzü insanlara gösterilir. Orada baskı içinde yaşayan bu insanlar kurtulur.

Yorum Yapın