Obez Ado Neden Rezzan Hanıma’a İftira Atıyor?
İftiracı Ado şimdi de Rezzan isimli bir avukata kafayı takmış. İnanılmaz ve akılalmaz iftiralar atılıyor. Sebebini merak ediyor musunuz? Rezzan hanım Ado’ya yurtdışı yasağı çıkarttı. Ado yediği bu golü çıkarmak için yanına Didem’i alarak başladı iftiraları yazdırmaya. Bazı arkadaşlar Ado’nun yazı yazma becerisi olmadığını söylemiş. Ben bu görüşe katılmıyorum. Ado özellikle iftirada çok başarılıdır. İftirada ufku öyle geniştir ki hiçbir sınır tanımaz. Bu işler yakında başına çok büyük bela açacak. Bunu bile göze alacak kadar gözü dönmüş durumda. Yakında bu yazdığı iftiralar başına gela açınca yine aynı taktiği yapacak. Parayla veya ikili ilişkilerle insanlardan şikayetlerini geri almasını isteyecek. Bu arada oradaki zavallı müridler başlarına gelen belaların Fransız masonlarının yönlendirilmesiyle gerçekleştiğini zannedecek. Bu kısır döngü devam edecek . Ordaki müridler gerçekleri kavrayana kadar Ado daha birçok insanın gençliğini çalmaya devam edecek
İFTİRANIN MANTIĞI
Jun 30th, 2007 by fitiado | Edit
Doğrusu, uydurulmuş bir yalanla gelenler, sizin içinizden birlikte davranan bir topluluktur; siz onu kendiniz için bir şer saymayın, aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan her bir kişiye kazandığı günahtan (bir ceza) vardır. Onlardan (iftiranın) büyüğünü yüklenene ise büyük bir azap vardır.
Onu işittiğiniz zaman, erkek mü’minler ile kadın mü’minlerin kendi nefisleri adına hayırlı bir zanda bulunup: “Bu, açıkça uydurulmuş iftira bir sözdür” demeleri gerekmez miydi? (Nur , 11-13)
Kuran’da çok açık olarak iftira haram kılınmışken sizce fıtık Ado neden insanlara sürekli cinsel içerikli iftiralar atıyor dersiniz? Kuran’ı istediği gibi kendi hevasına göre yorumlayan Fıtık Ado bu konuda da dini kendi çıkarlarına uygun olarak suistimal ediyor olabilir mi? Sürekli insanlara eşcinseliğini ve homoseksüelliğini ön plana çıkararak bu iftiraları atan Fıtık Ado’nun böyle bir eğilimi olabilir mi? İnsanlara bu şekilde iftira atan insanların nasıl bir ruh hastalığı içerisinde olduğu sorusuna psikiyatristler nasıl bir cevap veriyordur acaba? Bu konuda bilgisi olanlar yazabilir mi?
OBEZ ADO’NUN PSİKOLOJİSİ
Jun 30th, 2007 by fitiado | Edit
İnsan neden yalan yere masum bir insanı suçlar? İftira atmak iftiracıya nasıl bir haz verir? Nedir bu kuru iftira dedikleri? Yoksa iftiranın kökeninde müfterinin bizzat kendisi mi vardır?
İftira atmak yani asılsız suçlamalarla bir insanı incitmek, zor duruma düşürmek, onurunu zedelemek, aşağılamak ve insanların gözünden düşürmek, maddi manevi ona zarar vermek çok çirkin bir davranıştır.
İftiranın kökeninde bilinçaltındaki intikam duygusu yatar. İftiracı kendisini inciteceğini umduğu suçlamaları, özellikleri, ithamları iftira attığı kişiye yakıştırır daha doğru bir tabirle yapıştırır (!) “çamur at izi kalsın” mantığıyla karalamaya çalışır. İftira atmak bir insanı incitmenin, onun inandırıcılığını ortadan kaldırmanın en sinsi ve çirkin yoludur. Üstelik atılan iftira bir ayna gibi kişinin bilinçaltını yansıtır. Bastırdığı duygularını, gizlediği suçlarını, günahlarını, hırslarını ve hayallerini yansıtır. Evet iftiralar hayalleri yansıtır çünkü bunlar karşıdaki insanı görmek istediğiniz şekilde tasvir eden asılsız suçlamalar başka bir deyişle hayallerdir.
Kuşkusuz iftira atmak insanoğlunun sahip olabileceği en kötü alışkanlıktır. Evet iftira bir tür alışkanlıktır. Bazı insanlar iftira atmaktan tarifsiz bir zevk alırlar. İftira, bastırılmış duygularının dışavurumu gibidir, onları zehir akıtır gibi rahatlatır.Kuran’da Peygamberlerin zaman zaman iftiraya uğradıklarından söz edilmiştir. Bunlardan biri Yusuf Suresin’nde anlatılan Yusuf Peygamber’in uğradığı iftiradır. Hz.Yusuf, onun çarpıcı güzelliğine kapılan evinde kaldığı efendisinin eşi tarafından taciz edilmiş onun zina teklifine karşılık vermeyince bu hanımın iftirasına maruz kalmış ancak Allah’ın haram kıldığı bir şeye yeltenmektense zindanda yıllarca kalmayı tercih etmiştir.
Burada kadının Hz.Yusuf’a attığı iftira aslında bizzat kendi işlediği suçtur, sanki Yusuf Peygamber’e yaklaşan kendisi değilmiş gibi bu suçu ona atmaktadır. Bu da iftiranın psikolojik bir savunma, hedef saptırma hatta bir tür kamuflaj olduğunu göstermesi açısından çok çarpıcı bir örnektir.
Masum kadınlara atılan iftira ise, Kur’an’ın yasakladığı kötü davranışlardan biridir. Peygamber Efendimiz’in tertemiz eşi Hz.Ayşe’ye de zina suçu atılmış, ancak Allah O’nu vahyettiği ayetlerle temize çıkarmış ve tüm müminlere zina suçu atmanın günahını bildirmiştir.
İftira, iftiracının iftira attığı kişinin masumiyetinden, dürüstlüğünden ve inandırıcılığından korktuğunun, çekindiğinin çok açık göstergesidir. İftira bu anlamda bir tür psikolojik savaş yöntemi olarak karşımıza çıkar. Bir insanı susturmanın, konuşsa da sözlerinin tesirini azaltmanın yolu o insanın inandırıcılığını zedelemek yani ona en olmadık iftirayı atmaktır. Buradaki amaç şudur; “öylesine uzak bir yalan atmalı ki bu kişi kendini savunurken dahi bu çamura saplanıp kirlensin”. Peygamberler de gönderildikleri kavimleri Allah’ın emirlerini yerine getirme konusunda uyarıp onlara ahiretin varlığını hatırlatırken, onlara karşı çıkanlar türlü iftiralarla bu mübarek insanları toplumun gözünden düşürmeyi hedeflemişlerdir. Bunun gibi politikacılar, sanatçılar, halka mal olmuş insanlar, başarılı iş adamları ve iş kadınları, “meyve veren ağacı taşlarlar” misali zaman zaman iftiraya uğramaktadırlar. Oysa atılan iftiralar daima iftirayı atanların ayna misali kendi bakış açılarını yansıtmaktadır. Örneğin dolandırıcılık yapan veya buna niyet eden biri karşısındaki herkesin böyle bir kartı olduğu fikrine kapılarak onu dolandırıcılıkla suçlar. Ya da gayri ahlaki bir hayat süren bir insan ister istemez bu hayat anlayışını iftiralarıyla açığa vurur. Kaldı ki “yansıtma” çok bilinen bir psikolojik savunma mekanizmasıdır.
Unutulmamalıdır ki; “güneş balçıkla sıvanmaz”, yalan ve iftira ile kurgulanmış bir hayat mutlaka açık verir, çelişkilerin ve detayların içinde boğulur ve bu çirkin sözler iftira atanın kendisine döner, ayağına dolanır. İftirayı atmak kadar, bu asılsız sözleri yaymak ve şahit olmadan, hiçbir bilgiye dayanmadan bir yalana çanak tutmak Allah Katı’nda da çok büyük bir suçtur. Allah tüm inananları bu konuda uyarmıştır. Yazıma Allah’ın bu hikmetli sözleriyle son vermek istiyorum…
O durumda siz onu (iftirayı) dillerinizle aktardınız ve hakkında bilginiz olmayan şeyi ağızlarınızla söylediniz ve bunu kolay sandınız; oysa o Allah Katında çok büyük (bir suç)tür. Onu işittiğiniz zaman: “Bu konuda söz söylemek bize yakışmaz. (Allah’ım) Sen yücesin; bu, büyük bir iftiradır” demeniz gerekmez miydi? (Nur Suresi,15-16) www.nuranyelkenci.com
FITIK ADO FITIKADO ADNAN HOCA ADNAN OKTAR OKTAR BABUNA ADNAN HOCA OKTAR BABUNA ADNANCI ADNAN HOCA BABUNA GÖKALP BARLAN
SAHTE MEHDİ ŞİŞKO ADO, SAHTE MEHDİLER, SAHTE PEYGAMBERLER
Jun 30th, 2007 by fitiado | Edit
Tarih boyunca dünyanın birçok ülkesinde zaman- zaman sahte Peygamberler türemiştir. Bunlar şizofrenik kişilik yapısında, eski deyimle “cinlenmiş” “çarpılmış” insanlardır.
Bu insanlar kendilerinin Peygamber, elçi veya kurtarıcı olarak gönderildiklerini sanırlar. Ne yazık ki bu tip insanlar kolaylıkla kendilerine yandaş bulabilirler. Üstelik bu hezeyanlarına yanlarında topladıkları kişileri de inandıracak kadar zeki olurlar.
Psikiyatristlere göre: Şizofrenler kendi zihinlerinde yarattıkları dünyalarına, yanlarındakileri de çekme kabiliyetine sahip olabilirler.
Gerçeği değerlendirme yeteneğini kaybeden bu kimseler, kendi gerçekliklerini yaşarlar. Olayları daima kendi gerçeklerine göre yorumlarlar. Ve aksi ispat edilse dahi, buna asla inanmazlar. Böylece -tıpkı bulaşıcı bir hastalık gibi, bulaştıkları insanlar da, şizofrenik bir gerçeklik duygusuna kapılırlar.
Bu insanların zihinleri de allak bullak olup, kendi hayal dünyalarında bir yaprak gibi oradan oraya sürüklenirler.
Bu insanlar sadece kendilerine değil, bazen de tüm ülkeye zarar verirler. Bunlar kendilerinin dünyaya kurtarıcı olarak geldiklerini sanmaktadırlar.
Günümüzde buna benzer pek çok “cemaat, tarikat ve külte” tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de rastlamak mümkündür.
Örneğin dünyada, “Moon tarikatı” ve “Scientology” gibi, her ülkenin kendi inançlarına, kültürüne ve geleneklerine göre insanları etkileyerek, inançlarını kullanarak kendilerine yandaş toplayan tarikat örnekleri bulunmaktadır.
Bu tarikatlar sadece inanç üzerinden insanları etki altına alabilmektedirler. Bunun adına ister “satanizm” deyin, ister “new age” veya “uzay tarikatı” deyin. Bu akımların tamamı bir şekilde maneviyata ve inanç sömürüsüne dayanmaktadır.
Gerçek şu ki; maddesel olan hiçbir şey ile insanları robotlaştırıp etki altına bu denli alamazsınız. Sadece Allah korkusuyla veya bir takım metafizik yöntemlerle insanları gönüllü köleler haline getirebilirsiniz…
Bu tarikat düzenlerinin tamamında “Altın Çağ” vaat edilmektedir. Kendilerinin Allah’ın askerleri olduklarına inanmaktadırlar. Kendilerinin seçilmiş kullar olduklarını ve çok özel insanlar olduklarını sanmaktadırlar. Bazıları da “uzaydan veya bazı gezegenlerden” geldiklerini sanmaktadırlar.
Yani bir şekilde kendilerinin dünyaya hakim olacak “Altın çağın önderleri” olduklarını sanmaktadırlar. Bazıları da, tıpkı “Sahabeler ya da Havariler” gibi olduklarını düşünmektedirler.
Bu şizofren kişilikli insanlar tarih boyunca var olmuşlar ve var olmaya da devam edeceklerdir.
Bunun için doğruları ve yanlış insanları ayırt etmek aslında çok da zor değildir. Sadece akılcı düşünmek ve kişilerin ruh dünyalarını, hayatlarındaki çelişkileri, nasıl bir çocukluk geçirdiklerini ve mevcut yaşam tarzlarını biraz incelediğimizde, zaten Allah dostu mu yoksa Allah’ın adıyla insanları kandıran şarlatan mı oldukları anlaşılacaktır.